3.5 (2)
Psikiyatride Güncel - Davranışsal Bağımlılıklar
Cilt: 6 Sayı: 3 (2016)
TÜKENDİ
Yayın Yönetmeni: Mustafa Sercan
Genel Yayın Yönetmeni: Ömer Aydemir
Yardımcı Yayın Yönetmenleri: Berna Binnur Kıvırcık Akdede, Artuner Deveci, Kürşat Altınbaş
Konuk Editör: Cüneyt Evren

261 Sayfa

Bağımlılığın birkaç tanımlayıcı bileşene sahip olduğu ileri sürülmüştür; (1) olumsuz sonuçlarına rağmen davranışa devam etme, (2) davranış üzerindeki kontrolün azalması, (3) kompulsif bir şekilde davranışta bulunma ve (4) davranış öncesinde istek ya da aşerme. Her ne kadar bir süreliğine bağımlılık (addiction) terimi neredeyse sadece aşırı alkol ve madde kullanımını tanımlamak için kullanılsa da, türetildiği Latince kelimenin (addicere) orijinalinde aslında bu anlam yoktu. Araştırmacılar yakın zamanlarda bazı davranışların alkol ve madde bağımlılığına benzer olduğunu fark ettiler ve çalışma verilerinin sonucunda bu davranışların madde-dışı veya “davranışsal” bağımlılıklar olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydular.

Davranışsal bağımlılık kavramı halen tartışmalıdır. Kumar, internet kullanımı, video-oyun oynama, seks, yemek ve alışveriş gibi davranışlarda aşırı bulunmak “bağımlılığı” temsil edebilir. Giderek artan kanıtlar sonucunda bağımlılık uzmanları ve toplum, bu tür davranışların alkol ve madde bağımlılığına benzerlik gösterdiğine inanmaktadır. Bu da DSM-5’e yeni katılan tanı kategorisinin (Madde ile İlişkili ve Bağımlılık Bozuklukları / Substance Related and Addictive Disorders) ortaya çıkmasını sağlamıştır. Şu anda, sadece kumar oynama bozukluğu bu kategoriye dahil edilmiş, yetersiz veriler diğer önerilen davranış bağımlılıklarının bu kategoriye dahil edilmesini engellemiştir.

Güncel kanıtlar davranışsal ve madde ile ilgili bağımlılıklar arasında klinik ifade (örneğin, aşerme, tolerans, yoksunluk belirtileri), komorbidite, nörobiyolojik profili, kalıtım ve tedavi açısından örtüşen noktalara işaret etmektedir. Ayrıca, davranışsal ve madde bağımlılığı için doğal öykü, fenomenoloji ve olumsuz sonuçlar açısından birçok özellik ortaktır. Her iki şekil bağımlılığın tipik olarak başlangıçları ergenlik ya da genç erişkinlik dönemindedir ve yaşlı yetişkinlere göre bu yaş gruplarında gözlenen oranlar daha yüksektir. Her iki şekil bağımlılık da kronik ve tekrarlayıcı seyir sergileyebilirken, birçok kişi uygun bir tedavi görmeden kendiliklerinden düzelebilirler. Ancak farklılıklar da mevcuttur.

Sonuçta, nispeten yeni bir alan olan davranışsal bağımlılıklar konusunda anlaşılması gereken birçok şey halen varlığını korumaktadır. Ayrıca, araştırmalardaki gelişmeler ile bu gelişmelerin pratikte ya da toplum politikası düzenlemelerinde uygulanması arasında geniş boşluklar vardır. Bu gecikme kısmen davranışsal bağımlılığa yönelik olan toplum algısından kaynaklanmaktadır. Madde bağımlılığı ve şiddetli olumsuz sonuçları iyi tanınmıştır. Oysa davranışsal bağımlılıklar ile ilişkilendirilen olumsuz sonuçlar (örneğin, aile içinde işlev bozukluğu, hapsedilme, erken okul terkleri, mali sıkıntılar) sıklıkla halk sağlığı açısından ciddi olumsuz etkilerine rağmen gözden kaçarlar. Ayrıca, bağımlılık potansiyeli olan bazı davranışlarda bulunma normatif ve adaptif olduğundan, adaptif olmayan paternlere geçen bireyler zayıf iradeli kabul edilerek damgalanabilir.

Davranışsal bağımlılıkları tanıma ve uygun tanı ölçütleri geliştirmek, bu bozukluklar ile ilgili farkındalığı artırmak, önleme ve tedavi stratejilerini geliştirmek için önemlidir. Psikiyatride Güncel’in bu sayısında davranışsal bağımlılıklarla ilgili anlayışımızdaki son gelişmeler özetlenmiş, tanı ve tedavi konularına açıklık getirilmeye çalışılarak, geleceğe yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Doç. Dr. Cüneyt Evren
Konuk Editör

Bu yayın için ilk yorum yapan siz olun.
 LookUs & Online Makale