Eddie

Kitlesel şiddet ve toplumsal travmalar sonrası ruhsal müdahale

Savaş kapsamı ve kavramı dışında kalan, ancak çok sayıda yaralanma ve ölüme yol açan kasıtlı şiddet olarak tanımlanabilecek kitlesel şiddet ve oluşturduğu toplumsal travmalar, ruhsal travma alanında görece yeni bir kategoridir. Özellikle 2001 El Kaide saldırıları sonrası tüm dünyada ruh sağlığı çalışanları, afet gibi geniş kitleleri etkileyen travmatik olaylarda edindikleri deneyim ve kazanılan bilgiyi bu vahşet durumlarında insanların yararına nasıl kullanacakları konusunda çalışmışlardır. Terör saldırıları ve kitlesel düzeyde insan hakları ihlalleri ile deneyimlenen kitlesel şiddet, insanları dehşete düşürmeyi (terörize etmeyi) amaçlar ve hedef alınan kitleden çok daha yaygın biçimde geniş bir topluluğu etkiler, insanların içine korku salar, toplumdaki topluluklar arası bağı bozar.

Ülkemizin tarihi açısından son on yılın kitlesel travmalarla anılacağını söyleyebiliriz. 2014-2015 yılında tüm dünyada zirveye ulaşan terörist saldırılar ve bu saldırılardan dolayı ölenlerin oranı son iki yıldır dünya genelinde düşme gösterse de ülkemizde 2017 yılında terörist saldırılarda yaşamlarını yitirenlerin sayısı 16 kat yükselmiştir ve ülkemiz Küresel Terörizm İndeksinde 9. Sırada yer almaktadır1. Küresel Barış İndeksine baktığımız zaman ise, 2017 yılında ülkemiz 163 ülke arasında 146. Sırada yer almaktadır, oysa ki 10 sene önce 2007 yılında 121 ülke arasında 92. Sıradadır2.

Ülkemizde kitlesel şiddet olaylarının tarihine baktığımızda 1960’lardan itibaren politik çatışma nedeniyle ortaya çıkan büyük grupları etkileyen kitlesel travmalar (1 Mayıs 1977 olayları gibi), 29 Mayıs 1977’de ASALA örgütünün Sirkeci Garı saldırısı ile başlayan kitlesel saldırıları, 1980’lerde mezhep kökenli saldırılar (19-25 Aralık 1979 Kahraman Maraş Olayları, Mayıs-Temmuz 1980 Çorum Olayları vb.), 80’lerin sonundan itibaren İslamcı örgütlerin gerçekleştirdikleri saldırılar (15 Kasım 2003’te Neve Şalom ve Beth İsrael Sinagog saldırıları, 20 Kasım 2003 HSBC bankası ve İngiliz Konsolosluğu saldırıları), PKK tarafından gerçekleştirilen saldırılar (30 Aralık 1994 The Marmara Oteli saldırısı, 22 Mayıs 2007 Ankara Anafartalar Çarşısı saldırısı, 3 Ocak 2008 Diyarbakır Saldırısı) ve 1990’larda devlet tarafından gerçekleştirilen yaygın kitlesel insan hakları ihlalleri (26 Mart 1994 tarihinde AİHM tarafından da cezalandırılan Kumçatı ve Koçağlı Köyü Saldırıları) gibi sayısız olay saymamız mümkün.

1995 yılında kurulan Türkiye Psikiyatri Derneği’nin afet ve kitlesel travmalara dernek olarak müdahilliği 17 Ağustos 1999 yılında depremi ile başlamıştır. 2005 yılında Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Psikologlar Derneği ve Türk Kızılayı protokolünü oluşturarak geniş çaptaki afetlerde müdahale için bir psikososyal müdahale çatısı oluşturmuşlardır. 2006 yılında ise Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin de bu çatı altına girmesiyle Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) kurulmuştur. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin çok sayıda üyesinin mensubu olduğu Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi (TPD-RTAÇB) tüm üyeleri ile birlikte APHB hizmetlerine katkıda bulunmuştur. APHB ülke içinde ve dışında birçok doğal afet, insan eliyle oluşan afetler ve kitlesel şiddet olaylarında görev almıştır. Bunlar Güney Asya Deprem ve Tsunamisi, Pakistan Depremi, İzmir Zafer İlköğretim Okulu Kazası, Konya Bina Çökmesi, Ankara Anafartalar Çarşısı Bombalama Olayı, Antalya Serik Yangını, Ankara Bala Depremi, İzmir Aliağa Trafik Kazası, Mersin Gülnar Yangını, İstanbul Güngören Bombalama Olayı, Batı Marmara Sel Felaketi, Mardin Bilge Köyü Katliamı, Bursa Mustafa Kemal Paşa Maden Ocağı Göçüğü, Bandırma Gemi Kazası, Zonguldak Maden Ocağı Göçüğü, Çorum Seyidim Depremi, Bandırma Gemi Kazası, Van-Erciş Depremleri, Soma Maden Felaketi, Ankara Kızılay Bombalaması.

Son beş yıl ise intihar bombalamaları ne yazık ki giderek arttı. 21-22 Mayıs 2013 yılında Hatay-Reyhanlı’da meydana gelen bombalı saldırılarda da 53 kişi yaşamını yitirdi, 51 kişi yaralandı. TPD-RTAÇB üyelerince bu olayla ilgili olarak hızlı bir değerlendirme raporu hazırlandı.

2017 sonuna kadar çok sayıda benzer saldırı yaşandı. Bu saldırıların ardından, ilk saatlerden başlayarak ve birkaç ay süreyle çok sayıda yaralı, yakınını yitiren veya saldırıyı yaşayan ve etkilenen kişiye hızla destek ve tedavi müdahalesi gerekmiştir. Afetlerden gelen deneyimimizi kitlesel şiddet olaylarına aktarma konusunda başlarda güçlük çektik. Olayların ardından ilk günler ve aylardaki başvurularda yaraları sarma konusunda rahat değildik. Özellikle Temmuz 2015 Suruç Saldırısı’ndan itibaren, Türk Kızılayı’nın psikososyal müdahale ekibinden çekilmesi ile ruh sağlığı alanındaki meslek örgütleri bu kez doğrudan ve çok daha yoğun şekilde görev üstlendiler. Sıklaşan saldırıların ardından kıdemli/ deneyimli ve yeni travma çalışanları gönüllülerle birlikte çalışmaya başladık. Bu süreçte artık ne yapacağını bilen bir tutum içindeydik. İlkeleri tartıştık, deneyimlerimizi ortaklaştırdık, kendimizi incinmeden korumak için önlemler aldık. Türkiye Psikiyatri Derneği bu süreçte görev almayı ertelenemez insani ve profesyonel görev saydı. İster doğal afetler, ister insan eliyle yaşatılan saldırılardan sonra müdahalenin çok disiplinli bir ekip işi anlayışı olduğu aynı zamanda genel ve toplumsal işbirliğine dayalı olduğu anlayışı benimsendi, yerleşti.

Son yıllarda ruh sağlığı alanında çalışan farklı disiplinler kitlesel şiddet olayları ardından gelişen krizlere işbirliği ve işbölümü ile örgütlü olarak müdahale etmiştir. Son iki yıldan beri çok sayıda saldırıdan sonra hızlı kriz müdahaleleri için çalışılan bölgeye, yaşanan olayın özelliklerine göre ortak çalışılan, örgüt bileşenleri duruma uyarlanabilen bir yapılanma içinde çalışıldı. Gönüllü üyelerin katılımıyla eğitim ve süpervizyon çalışmaları yapıldı. Kısacası okuduk, dinledik ama aynı zamanda alanda uygulama içinde öğrendik.

TPD’nin de düzenleyici kuruluşlar arasında yer aldığı 2004 Travma Kongresi’nin ana konusu; “Afet sonrası önleme, örgütlenme, tedavi” idi. O toplantıda konuyu daha çok doğal afetler örnekleri üzerinden çalıştık. Bilindiği gibi yalnızca afetler değil kitlesel şiddet olayları da travmanın biçimi, verdiği zararın büyüklüğü ve hedef aldığı kitlenin özellikleri üzerinden bütün toplumu etkileyebilme gücündedir. Son yıllarda deneyimlerimiz bizi afete bağlı travma konusunda olduğu gibi, müdahale kadar önleme, örgütlenme çalışmalarına gerek olduğu görüşüne getirdi. Bu bağlamda kasıtlı patlamalar ardından, kitlesel şiddete maruz kalanlarla uygulamamızı ilk yardım ve psikososyal müdahale becerimizi geliştirdik, psikososyal destek çalışmalarında kuramsal ve uygulama bilgimiz gelişti, bu yönde eğitim verilebilir bir aşamaya gelindi. Derneğimizde şu anda çok sayıda travmaya müdahale ve tedavi konusunda uzmanlaşmış meslektaşımız var. Ne yazık ki koruyucu hizmetlerin geliştirilmesinde aynı ölçüde yol alınabilmiş değil. Ülkemizde hala insanlar değil silahlar konuşuyor.

Bugün yaşanılan travmalar ve bu travmalara müdahale edilirken kazanılan deneyimler ile nasıl bir psikososyal destek olmalı sorusunun yanıtında belki daha iyi bir noktadayız. Yine de bu desteğin ne şekilde organize edileceği sorusunun yanıtı, olumlu olduğu sanılan sorunlu yaklaşımları görerek ve ayıklayarak mümkün olabilecektir. Nasıl bir organizasyon, nasıl bir yaklaşım konularına ilişkin yol haritaları yeni deneyimler ile değişmeye açık ama kullanılmak üzere alet çantamızda hazır bulunmaktadır.

Bu zorlu deneyimler bizi ilk devre başvuru için güncel bilgilerin derlenmesi ihtiyacına götürdü. 2015-2017 yılları arasında psikiyatri kongrelerinde ve bu konuda yapılan travma toplantılarında deneyimlerimizi paylaştık. Kısaca birbirimizden öğrendiklerimizi tartışa tartışa yol aldık. Psikiyatride Güncel’in “Kitlesel Şiddet ve Toplumsal Travmalar Sonrası Ruhsal Müdahale” başlıklı bu sayısı 20 yıla yaklaşan bu ortak çabanın ürünüdür. Bu sayıda kitlesel şiddet ve toplu travmalara psikososyal müdahaleler ele alınacak, müdahalede izlenecek yol haritasının önemi ve yol haritasını belirleyen değişkenler tartışılacak, ruhsal sağlık ve psikososyal hizmetlerin organizasyon ilkelerinden bahsedilecektir. Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi’nin bu konuda bir kitap hazırlığına girdiği bilgisini de paylaşmak isteriz.

Psikiyatride Güncel adı üstünde en yeni bilgileri ve deneyimleri sunmayı amaçlar. Bu sayı hazırlanırken güncellik konusunda hiç güçlük çekmedik. Çünkü kitlesel şiddet olayları çok eskilere dayansa da, kitlesel şiddet olaylarının artışıyla, tüm dünyada bu alanda yapılan çalışmalar sistemli olarak 21 yüzyılda yazılmıştır. Kitlesel şiddet olaylarına müdahale uluslararası travma çalışmaları için de yeni bir alan. Bu sayı yerli ve millidir. Yazarlar yazılarını kendi deneyimlerinden yararlanarak yazmışlardır. Kuşkusuz gönül isterdi ki ne bu deneyimler olsun, ne bu yazılar yazılsın. Ne var ki gönlün istediği çok az oluyor.

Kitlesel Şiddet ve Toplumsal Travmalara Ruhsal Müdahale sayısında yer alan ilk yazıda, Cem Kaptanoğlu ve Ali Ercan Altınöz “İnsan Kaynaklı Kitlesel Travmatik Olaylar Ardından Gelişen Ruhsal Hastalıklar ve Durumlar”ı değerlendiriyor. Direnç, ruhsal dayanıklılık, travma sonrası büyüme gibi güncel konuları ele alırken, ortaya çıkabilecek ruhsal hastalıkları ve epidemiyolojik bilgileri de güncel yazının ayrıntılı bir dökümüyle ele almaktadırlar.

Ejder Akgün Yıldırım ve Nezaket Kaya “Travma Sonrası Psikososyal Dayanışma, Destek ve Hizmetlerin Düzenlenmesi” yazılarında doğal afet veya büyük felaketler sonrasında yaşanan zorluklar ve edinilen deneyimler, sağlık hizmeti ve psikososyal müdahalenin çoğul disiplinli örgütlenme modelleriyle kapasite geliştirmeyi tartışıyor. Ejder Akgün Yıldırım ve Nezaket Kaya’nın sözleriyle “Kitlesel yaşanılan travmalar insanın tek başına maruz kaldığı travmalardan bazı farklar içermektedir. Travmanın ortak yaşanılması, gereken yardımın kapsamını büyüttüğü gibi kaynak veya yardımın yetersizliğine bağlı ek zorluklar yaşamasına neden olmakta, travmanın tetiklediği yeni travmalar ortaya çıkmaktadır. Terör ve/veya savaş sonucunda kitlesel şiddete maruz kalan toplumlar bu incinmeyi gelecek kuşaklara taşıyabilir veya bir çatışma kısır döngüsü başlayabilir. Bununla birlikte ortak yaşanılan travma kişinin yalnız olmadığı, acının ve zorlukların paylaşılabildiği kısmen onarıcı bir ortam yaratır. Yaşanılan travma ve grup dinamiği verilerin ve ihtiyaçların analizi etkilenmiş gruba yapılacak psikososyal müdahalenin şeklini, kapsamını ve süresini belirler. Günümüzde risk azaltılması kriz yönetimine göre daha işlevsel kabul edilmekte ve öne çıktığı görüşünde politikacılar, ekonomistler, ruh sağlığı ve sağlık alanında çalışanlar uzlaşmaktadır. Afetlere/saldırılara önceden hazırlıklı ekiplerin yetiştirilmesini ve organizasyonların varlığını zorunlu kılmaktadır”. Derginin bu sayısının amacı tam olarak bu çabaya katkıda bulunmaktır.

Ayşe Devrim Başterzi, “Kitlesel travmalar sonrası akut dönemde ilk ruhsal değerlendirme ve müdahale” yazısında ilk günlerde bireysel yaklaşımı ele almaktadır. Risk grupları ve incinebilir grupların belirlenmesi, ilk görüşmelerde izlenecek insan haklarına duyarlı, etik ve yetkin klinik becerileri içeren değerlendirme sürecinin nasıl olacağı, kitlesel travma sonrası değerlendirilmesi gereken ruhsal durumlar ve özgül belirtiler ayrıntılı olarak güncel literatür ve mesleki deneyim eşliğinde ele alınmaktadır.

Psikososyal destek hizmetleri; birey, aile, grup ve topluluklar için psikososyal kapasite arttırma çalışmalarını içeren bütüncül hizmetleri tanımlar. Günümüzde psikososyal destek çalışmaları, afetler sonrası yürütülen insani yardım faaliyetlerinin ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır Psikososyal destek hizmetleri; birey, aile, grup ve topluluklar için psikososyal kapasite arttırma çalışmalarını içeren bütüncül hizmetleri tanımlar. Uzun vadede travmatik yaşantıların gelişmesi önleyebilen ilk günlerde kullanılabilecek bir sihirli değnek var mı? Neşe Direk ve Şahika Yüksel “Travma sonrası erken dönemde etkin tedaviler: Psikoterapi ve psikofarmakoloji” başlıklı yazıda farklı psikoterapi ve psikofarmakoloji uygulamalarını, akut/kronik etkinlik çalışmalarını gözden geçirerek bu soruya yanıt arıyorlar.

Zerrin Oğlağu, kitlesel şiddet olayları sonrası örgütlenme ve psikolojik ilk yardımı uygulamadan gelen donanımıyla ele almaktadır. Oğlağu “Kitlesel şiddet olayları sonrası örgütlenme ve psikolojik ilk yardım” yazısında afet sonrası ortaya çıkabilecek ruhsal sorun ya da bozuklukların önlenmesi, etkilenenlerin olağan yaşamlarına geri dönmesi ya da yeni yaşamlarına uyum sağlaması sürecinde örgütlenmenin nasıl sağlanacağı ve psikolojik ilk yardımı ele aldığı yazısı meslektaşlarımız için faydalı olacağını bildiğimiz bir yapılacaklar listesi ile sona ermektedir.

Kitlesel travmalarda bir yandan geniş bir gruba, hızla müdahale etmek hedeflenmekte, bir yandan da boyutları ve mekanı değişen bir ortamda çalışılmaktadır. Altan Eşsizoğlu ve Ferdi Köşger kitlesel travmalar sonrası kaygan zeminde etik, yasal ve adli psikiyatrik ilkelerine dikkati çekerken, iyi bir tanık olarak psikiyatristin mesleki rolünü de ele almaktadırlar.

İster insan eliyle ister doğal afetler sonrası travmatik deneyimleri olan kişilerle çalışmak çalışanları da etkiler ve zedeleme riski vardır. Yardım ederken işimizi yaparken kendimizi korumak zorundayız, peki nasıl koruyabiliriz? Travma çalışmalarının çoğul disiplinli olması gerektiği açık. “Yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres: Kuramsal artalan ve müdahaleye yönelik bir uygulama örneği” yazısının yazarları her zaman bir arada keyifle çalıştığımız klinik psikolog dostlarımız Ilgın Gökler Danışman ve Banu Yılmaz.
Son zamanlarda yaşadığımız kitlesel şiddet ve toplumsal travma olaylarında, zor koşullarda travma mağdurları ve yakınlarını kaybedenlerle Şebnem Korur Fincancı’nın dediği gibi ‘eylemli bir iyimserlikle yılmadan’ çalıştık. Derginin bu sayısının eylemli iyimserliği ile bu zorlu görevlerde çalışacak tüm meslektaşlarımıza fayda sağlamasını umut ediyoruz. Tüm yazarlarımıza ve Psikiyatride Güncel Dergisi Yayın Kurulu’na, ve bu zorlu çalışmalarda sahada görev alan ve alacak olan tüm meslektaşlarımıza içten teşekkürlerimizle…

Sepete Ekle

Eddie

Tanıdan Sağaltıma Zor Bipolar Hastalar

Türkiye Psikiyatri Derneği Sürekli Eğitim Sürekli Mesleki Gelişim Dergisi Psikiyatride Güncel bu kez de klinik uygulamada oldukça önemli bir gereksinim olduğunu gözlemlediğimiz bir konu ile karşınızda: Tanıdan Sağaltıma Zor Bipolar Hastalar…

Bipolar bozukluk genellikle erken erişkinlikle başlar, yineleyicidir, özkıyım riski ve işlevsellikte sorunlar yaratma potansiyeli oldukça yüksektir. Başarılı sağaltım birçok hastanın risk, komplikasyon ve yitimlerinin en az düzeyde kalmasını sağlayabilmektedir. Yetersiz sağaltım uygulanan ya da sağaltıma yeterli yanıt alınamayan bipolar bozukluk tanılı hastalarda bu sonuçların hastalara fazlasıyla bedel ödettiği de açıktır. Her hastanın ayrı bir hasta olduğu ve kişiye özgü formülasyonla gereksinimlerin belirlenerek sağaltımın ona göre planlanması gerektiği de artık uygulamada ödün verilemeyecek bir standarttır.

Öte yandan bazı özelliklerin ve durumların çok sayıda hastada olağan bipolar bozukluk sağaltımında ciddi güçlükler yaratabildiği de yaygın karşılaşılan durumlardır. Bedensel ve psikiyatrik ektanıdan sağaltıma uyum ve katılım güçlüklerine, sağaltıma dirençli tablolardan adli süreçlere birçok konu bu kapsamda ele alınabilir. Dahası bu tür zor hastalar belki de sanıldığının aksine olağan ve zor olmadığı düşünülen hastalardan sayıca çok daha fazladır.

Psikiyatride Güncel’in bu sayısında bipolar bozukluk tanılı zor hastalar zorluk yaratan birçok özellik yönünden ayrıntılı değerlendirmeye alınmıştır.

Öncelikle ektanıların varlığında bipolar bozukluğa yaklaşım ve sağaltım üç ayrı yazı ile ele alınmıştır: “Psikiyatrik ektanılı bipolar bozuklukta tanı ve sağaltım” Kaan Kora tarafından; “Bipolar bozuklukta bedensel hastalıklar: Nasıl tanırız? Nasıl tedavi ederiz?” E.Timuçin Oral ve Bahri İnce tarafından ve “Alkol ve madde kullanım bozukluğu eşliğinde bipolar bozukluk” başlıklı yazı da Berna Diclenur Uluğ tarafından oldukça kapsamlı ve klinisyen gereksinimleri gözetilerek kaleme alınmıştır.

Gerek hastaların ve yakınlarının gerekse klinisyenlerin en çok zorlandığı konuların başında gebelik ve adli sorunlar gelmektedir. “Gebelik ve lohusalıkta bipolar bozukluk ve gebelik düşünen hasta ve ailesine kılavuzluk” Fisun Akdeniz ve Ebru Aldemir tarafından kaleme alınmıştır. Ceza yasasından medeni yasaya, zorla yatıştan zorla sağaltım uygulanmasına birçok önemli konu çok öğretici öneriler ve olgu örnekleri ile “Adli yönü ile zor bipolar hastalar: Medeni yasadan ceza yasasına adli süreçler” başlığı altında Doğan Yeşilbursa ve Deniz Güneş tarafından ele alınmıştır.

Sağaltıma ilk uygulamalarda yeterli yanıt alınamayan dirençli hastalar ve uzun dönem sağaltımda karşılaşılan zorluklar da beş yazıya konu olmuştur: “Sağaltıma dirençli manik hastalar ve tedaviyi reddeden manik hastalar” (Ömer Aydemir); “Dirençli bipolar depresyon: Tanımdan sağaltıma” (Simavi Vahip); “Belki de en zoru… Bipolar bozukluk tanılı hastaların uzun dönem tedavisi” (Olcay Yazıcı); “Uzun dönem sağaltımı sürdürmede zorlanan hastalar: Anlamak ve ele almak için ipuçları” (Işıl Vahip) ve “Bipolar bozukluk sağaltımında duygudurum dengeleyici ilaçların yan etkileri ve başetme yolları” (Aylin Uluşahin). Yazıların tümünde klinisyenlerin gereksinimleri doğrultusunda olgu örnekleri ve önerilere de yoğun biçimde yer verilmiştir. Hastaların ve yakınlarının ağır bedeller ödeyebildiği bipolar bozukluklarda, özellikle zor olgularda, daha etkili sağaltım için meslektaşlarımızın uzattığı eli güçlendirmesi umuduyla …

Prof. Dr. Simavi Vahip
Konuk Yayın Yönetmeni

Sepete Ekle

Eddie

Asistan Hekim Kılavuzu

Kılavuzun hazırlanmasında bize her alanda destek veren TPD Merkez Yönetim Kurulu üyelerine,
Dizgi ve basımın her aşamasında desteğini esirgemeyen TPD PETEK Yayıncılık Kurulu adına Tolga Binbay’a,
Ve ülkemizin dört bir yanında, zor koşullarda sağlık hizmet vermeye çalışan asistan hekim arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimizle…

Sepete Ekle

Eddie

Şizofreni ve Aile

Şizofreni, hastaların çoğunda yetiyitimine yol açan, psikososyal işlevselliği ve çalışma yeteneğini bozan, kronik seyreden bir hastalıktır. Bu nedenle şizofreni hasta ve hastanın yanındaki aile üyelerine ciddi yük oluşturmaktadır. Bu nedenle şizofreni tedavisinde sadece hastanın değil aynı zamanda aile üyelerinin de destek alması iyi olabilir. Şizofreni tedavisiyle uğraşan psikiyatri çalışanları şizofreni ailesinin özelliklerini, aileye nasıl yaklaşılması gerektiğini ve aileyi etkileyen psikososyal etkenleri tanımalıdır. Bu kitabın yazılmasındaki temek amaç bu konuda tedavi ekibine yardımcı olmaktır. En az hastalar kadar ailenin de profesyonel bilgilendirilme, değerlendirilme ve gerekirse tedavi ihtiyacı vardır.

Şizofreninin bütüncül tedavisi aileden bağımsız düşünülmemelidir. Bu kitabın psikiyatri çalışanlarına, ailenin hastalığın getirdiği günlük sorunlarla baş etme yöntemleri, adli ve idari boyutta sorumluluk ve hakları, hasta ve hastalık üzerindeki etkileri konularında uygulama alanında yol göstermesini umuyoruz.

Yazarlar bölümünde adı geçen isimler kitabın belli bölümlerini yazmak dışında kitabın bütününe de önemli katkılar yapmışlardır, emeklerinden ötürü kendilerine teşekkür ederiz. Bir büyük teşekkürü de bu kitabı yazma aşaması kadar, insanı anlamak ve mesleğimizin gelişimi konusunda bize eşsiz bilgiler kazandırmış hasta ve yakınlarımızadır.

Semra Ulusoy Kaymak, Köksal Alptekin

Sepete Ekle

Eddie

Adli Psikiyatri - Uygulama Kılavuzu

Sevgili Meslektaşım,

Arkadaşlarım Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu’nun yeni baskısı için editörlük önerdiklerinde çok mutlu oldum. Bunu editörlerin yüklendiği iş yükünü yüklenmem anlamına gelmediğini, yükümlülüğümü yazılar tamamlandığında genel bir gözden geçirme ve önerilerde bulunmak şeklinde algıladım. Bir de tabii bir önsöz yazmam bekleniyor ve editör başlığının altına adım yazılarak “yaşam boyu hizmet ödülü” verilmek isteniyordu.

Yazılar bitip de sıra benim önsöz yazmama, aklımda taslağı hazır metni kâğıda dökme anı geldiğinde aslında beklenmedik olmayan ama gene de daha geç olacağını umduğum şey oldu. Hastalığım bilincimi kapatan, beni yoğun bakım biriminde yatağa bağlayan bir evreye girdi.

Evren merkezi belirsiz ve sürekli genişleyen bir çemberdir denir ama aslında herkes için evrenin merkezi kendisidir. Bu merkezi sarmalayan sayısız çemberlerin en içtekini ailemiz ve dostlarımız oluşturur. Dostlarımız düşüncelerimizi ve duygularımızı görüp tepkilerimize tanık oldukça gelecekteki durum ve süreçlerde nasıl davranacağımızı, hangi durumda ne söyleyeceğimizi de bilir hale gelirler. Onların ruhuna inmemiz ve onların ruhumuzu okuması söz konusu olur neredeyse ve dostlarımızın zihninde, benliğimizin bir yansısı oluşur. Bu halimle yazamayacağımı sanırdım ama tam burada; kendi dışımda hayat bulmuş olan benliğim devreye girdi. Ne zaman, hangi durumda ne söyleyeceğimin bilinmesini sağlayan, dostlarımın ortak bilinci ve bilinçdışında oluşmuş Niyazi Uygur imgesi. İzninizle katıksız bir pozitivist olarak tanınmış olmama rağmen, yoğun bakımdaki yatağımda bilincim kapalı yatıyor olmama karşın bu satırların yazılmasına sihir diyeceğim: Emektaşlık ve arkadaşlık sihri.

Türkiye’de adli psikiyatri genel psikiyatri hizmetlerinin bir parçasıyken hekimlerin sıcak bakmadığı yıllarda suç işlemiş hastaların tedavi edildiği kliniklerde gönüllü olarak çalışan ve sonra da 1966’da Türkçe yazılmış ilk adli psikiyatri kitabını kaleme alan Dr. Zati Dokuz ufkumuzu açmıştır.

Adli psikiyatrinin ülkemizde bir bilim dalı ve özgün çalışma alanı olmasındaki ilk yapı taşı ise 1991’de Bakırköy’de kuruluşu tarafımca üstlenilen Adli Psikiyatri Eğitim ve Araştırma Birimi olmuş, burada çok yoğun iş yüküne rağmen adli psikiyatri konusunda derinlemesine bilgi ve deneyim sahibi uzmanlar yetişmiş, araştırma, bildiri ve makaleler yazılmış, buradan yetişen arkadaşlarım değişen yasalar, gelişen evrensel bilgi ve değerleri kapsayan kitaplar yazmışlardır. Yirmi yıl klinik şefliğini yaptığım bu birimi bu yüzden meslek yaşamımın en değerli eseri sayıyor, bundan gurur duyuyorum.
Sunuş

Elinizdeki kitaba Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu’nun gözden geçirilmiş ikinci baskısıdır demek haksızlık olur. Birinci baskıda görülen eksikliklerin giderilmesi, işlenen konuların daha geniş tartışılması, değişen ve değişmesi muhtemel yasa maddelerinin dikkate alınması, yeni bölümler eklenmesi ve her bölümün sonuna eklenen sık sorulan soruların yanıtlarıyla büyüdü, güncellendi ve işlevselliği arttı. Kitaba bilgilerini, deneyimlerini, retoriklerini, zihin güçlerini, alın terlerini ve günlerini – gecelerini aktaran tüm yazarlara sonsuz teşekkür ediyorum. İnsanlar aslında onu anımsayan son insan öldüğünde ölürmüş. Ne mutlu bana ki kitaplar insanlardan çok yaşıyor ve ne mutlu bana şimdi okumakta olanların, çok sonraları okuyacak meslektaşlarımın belleklerine sızan birkaç cümle içeriyor bu kitap.

Dr. Niyazi Uygur, 2014

Sepete Ekle

Yeni Çıkanlar

Obsesif Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar
40 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Tanı ve Sağaltımda Bilișsel Belirtiler
10 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - İntihar
10 TLSepete Ekle
Aile Hekimleri İçin Psikiyatri
30 TLSepete Ekle
Gündelik Yaşamdan Kliniğe Şiddet ve Psikiyatri
30 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
10 TLSepete Ekle
Psikoterapi Seti
190 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Davranışsal Bağımlılıklar
10 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Uyku Bozukluklarının Tanı ve Tedavisi
10 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Psikiyatride Laboratuvar Uygulamaları
10 TLSepete Ekle
Psikoanaliz ve Psikoterapi
30 TLSepete Ekle
Uyku Bozuklukları Tanı ve Tedavi Kitabı
55 TLSepete Ekle
Barış Kitabı - Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali
50 TLSepete Ekle
Kadınların Yaşamı ve Kadın Ruh Sağlığı
65 TLSepete Ekle
Bipolar Bozukluk Tip II - Tanı ve Tedavi El Kitabı
TÜKENDİ
Van-Erciş 2011 Depremleri TPD Etkinlikleri ve Deneyimleri
12 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Tedaviye Dirençli Sizofreni
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Rapor Düzenleme
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Psikiyatride Acil
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Anksiyete Bozukluklarının Tedavisine Çok Yönlü Bakış
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Cinsel İşlev Bozuklukları
10 TLSepete Ekle
Psikiyatride Güncel - Farklı Yönleriyle Obsesif Kompulsif Bozukluğun Tedavisi
TÜKENDİ
Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Alkol ve Madde Kullanım Bozukluğunda Yaklașım ve Tedavi
TÜKENDİ
Psikiyatride Güncel - Erișkin Psikiyatrları İçin Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
TÜKENDİ
Bipolar Bozuklukta Psikoeğitim - El Kitabı
50 TLSepete Ekle
Alkol ve Madde Bağımlılığı - Tanı ve Tedavi El Kitabı
35 TLSepete Ekle
Yeme Bozuklukları ve Obezite - Tanı ve Tedavi Kitabı
50 TLSepete Ekle

Favoriler

İki Uçlu Bozukluk Sağaltım Kılavuzu
35 TLSepete Ekle
Bir Sanat ve Bilim Olarak Kısa Terapiler
55 TLSepete Ekle
 LookUs & Online Makale