3.5 (2)
Kitlesel şiddet ve toplumsal travmalar sonrası ruhsal müdahale
Cilt: 8 Sayı: 1 (2018)
10 TLSepete Ekle
Yayın Yönetmeni: Artuner Deveci, Kürșat Altınbaș
Yardımcı Yayın Yönetmenleri : Aylin Ertekin Yazıcı, Medine Yazıcı, Pınar Çetinay, Sedat Batmaz, Özlem Kuman Tuncel, Damla İșman Haznedaroğlu

63 Sayfa

Savaş kapsamı ve kavramı dışında kalan, ancak çok sayıda yaralanma ve ölüme yol açan kasıtlı şiddet olarak tanımlanabilecek kitlesel şiddet ve oluşturduğu toplumsal travmalar, ruhsal travma alanında görece yeni bir kategoridir. Özellikle 2001 El Kaide saldırıları sonrası tüm dünyada ruh sağlığı çalışanları, afet gibi geniş kitleleri etkileyen travmatik olaylarda edindikleri deneyim ve kazanılan bilgiyi bu vahşet durumlarında insanların yararına nasıl kullanacakları konusunda çalışmışlardır. Terör saldırıları ve kitlesel düzeyde insan hakları ihlalleri ile deneyimlenen kitlesel şiddet, insanları dehşete düşürmeyi (terörize etmeyi) amaçlar ve hedef alınan kitleden çok daha yaygın biçimde geniş bir topluluğu etkiler, insanların içine korku salar, toplumdaki topluluklar arası bağı bozar.

Ülkemizin tarihi açısından son on yılın kitlesel travmalarla anılacağını söyleyebiliriz. 2014-2015 yılında tüm dünyada zirveye ulaşan terörist saldırılar ve bu saldırılardan dolayı ölenlerin oranı son iki yıldır dünya genelinde düşme gösterse de ülkemizde 2017 yılında terörist saldırılarda yaşamlarını yitirenlerin sayısı 16 kat yükselmiştir ve ülkemiz Küresel Terörizm İndeksinde 9. Sırada yer almaktadır1. Küresel Barış İndeksine baktığımız zaman ise, 2017 yılında ülkemiz 163 ülke arasında 146. Sırada yer almaktadır, oysa ki 10 sene önce 2007 yılında 121 ülke arasında 92. Sıradadır2.

Ülkemizde kitlesel şiddet olaylarının tarihine baktığımızda 1960’lardan itibaren politik çatışma nedeniyle ortaya çıkan büyük grupları etkileyen kitlesel travmalar (1 Mayıs 1977 olayları gibi), 29 Mayıs 1977’de ASALA örgütünün Sirkeci Garı saldırısı ile başlayan kitlesel saldırıları, 1980’lerde mezhep kökenli saldırılar (19-25 Aralık 1979 Kahraman Maraş Olayları, Mayıs-Temmuz 1980 Çorum Olayları vb.), 80’lerin sonundan itibaren İslamcı örgütlerin gerçekleştirdikleri saldırılar (15 Kasım 2003’te Neve Şalom ve Beth İsrael Sinagog saldırıları, 20 Kasım 2003 HSBC bankası ve İngiliz Konsolosluğu saldırıları), PKK tarafından gerçekleştirilen saldırılar (30 Aralık 1994 The Marmara Oteli saldırısı, 22 Mayıs 2007 Ankara Anafartalar Çarşısı saldırısı, 3 Ocak 2008 Diyarbakır Saldırısı) ve 1990’larda devlet tarafından gerçekleştirilen yaygın kitlesel insan hakları ihlalleri (26 Mart 1994 tarihinde AİHM tarafından da cezalandırılan Kumçatı ve Koçağlı Köyü Saldırıları) gibi sayısız olay saymamız mümkün.

1995 yılında kurulan Türkiye Psikiyatri Derneği’nin afet ve kitlesel travmalara dernek olarak müdahilliği 17 Ağustos 1999 yılında depremi ile başlamıştır. 2005 yılında Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Psikologlar Derneği ve Türk Kızılayı protokolünü oluşturarak geniş çaptaki afetlerde müdahale için bir psikososyal müdahale çatısı oluşturmuşlardır. 2006 yılında ise Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin de bu çatı altına girmesiyle Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) kurulmuştur. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin çok sayıda üyesinin mensubu olduğu Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi (TPD-RTAÇB) tüm üyeleri ile birlikte APHB hizmetlerine katkıda bulunmuştur. APHB ülke içinde ve dışında birçok doğal afet, insan eliyle oluşan afetler ve kitlesel şiddet olaylarında görev almıştır. Bunlar Güney Asya Deprem ve Tsunamisi, Pakistan Depremi, İzmir Zafer İlköğretim Okulu Kazası, Konya Bina Çökmesi, Ankara Anafartalar Çarşısı Bombalama Olayı, Antalya Serik Yangını, Ankara Bala Depremi, İzmir Aliağa Trafik Kazası, Mersin Gülnar Yangını, İstanbul Güngören Bombalama Olayı, Batı Marmara Sel Felaketi, Mardin Bilge Köyü Katliamı, Bursa Mustafa Kemal Paşa Maden Ocağı Göçüğü, Bandırma Gemi Kazası, Zonguldak Maden Ocağı Göçüğü, Çorum Seyidim Depremi, Bandırma Gemi Kazası, Van-Erciş Depremleri, Soma Maden Felaketi, Ankara Kızılay Bombalaması.

Son beş yıl ise intihar bombalamaları ne yazık ki giderek arttı. 21-22 Mayıs 2013 yılında Hatay-Reyhanlı’da meydana gelen bombalı saldırılarda da 53 kişi yaşamını yitirdi, 51 kişi yaralandı. TPD-RTAÇB üyelerince bu olayla ilgili olarak hızlı bir değerlendirme raporu hazırlandı.

2017 sonuna kadar çok sayıda benzer saldırı yaşandı. Bu saldırıların ardından, ilk saatlerden başlayarak ve birkaç ay süreyle çok sayıda yaralı, yakınını yitiren veya saldırıyı yaşayan ve etkilenen kişiye hızla destek ve tedavi müdahalesi gerekmiştir. Afetlerden gelen deneyimimizi kitlesel şiddet olaylarına aktarma konusunda başlarda güçlük çektik. Olayların ardından ilk günler ve aylardaki başvurularda yaraları sarma konusunda rahat değildik. Özellikle Temmuz 2015 Suruç Saldırısı’ndan itibaren, Türk Kızılayı’nın psikososyal müdahale ekibinden çekilmesi ile ruh sağlığı alanındaki meslek örgütleri bu kez doğrudan ve çok daha yoğun şekilde görev üstlendiler. Sıklaşan saldırıların ardından kıdemli/ deneyimli ve yeni travma çalışanları gönüllülerle birlikte çalışmaya başladık. Bu süreçte artık ne yapacağını bilen bir tutum içindeydik. İlkeleri tartıştık, deneyimlerimizi ortaklaştırdık, kendimizi incinmeden korumak için önlemler aldık. Türkiye Psikiyatri Derneği bu süreçte görev almayı ertelenemez insani ve profesyonel görev saydı. İster doğal afetler, ister insan eliyle yaşatılan saldırılardan sonra müdahalenin çok disiplinli bir ekip işi anlayışı olduğu aynı zamanda genel ve toplumsal işbirliğine dayalı olduğu anlayışı benimsendi, yerleşti.

Son yıllarda ruh sağlığı alanında çalışan farklı disiplinler kitlesel şiddet olayları ardından gelişen krizlere işbirliği ve işbölümü ile örgütlü olarak müdahale etmiştir. Son iki yıldan beri çok sayıda saldırıdan sonra hızlı kriz müdahaleleri için çalışılan bölgeye, yaşanan olayın özelliklerine göre ortak çalışılan, örgüt bileşenleri duruma uyarlanabilen bir yapılanma içinde çalışıldı. Gönüllü üyelerin katılımıyla eğitim ve süpervizyon çalışmaları yapıldı. Kısacası okuduk, dinledik ama aynı zamanda alanda uygulama içinde öğrendik.

TPD’nin de düzenleyici kuruluşlar arasında yer aldığı 2004 Travma Kongresi’nin ana konusu; “Afet sonrası önleme, örgütlenme, tedavi” idi. O toplantıda konuyu daha çok doğal afetler örnekleri üzerinden çalıştık. Bilindiği gibi yalnızca afetler değil kitlesel şiddet olayları da travmanın biçimi, verdiği zararın büyüklüğü ve hedef aldığı kitlenin özellikleri üzerinden bütün toplumu etkileyebilme gücündedir. Son yıllarda deneyimlerimiz bizi afete bağlı travma konusunda olduğu gibi, müdahale kadar önleme, örgütlenme çalışmalarına gerek olduğu görüşüne getirdi. Bu bağlamda kasıtlı patlamalar ardından, kitlesel şiddete maruz kalanlarla uygulamamızı ilk yardım ve psikososyal müdahale becerimizi geliştirdik, psikososyal destek çalışmalarında kuramsal ve uygulama bilgimiz gelişti, bu yönde eğitim verilebilir bir aşamaya gelindi. Derneğimizde şu anda çok sayıda travmaya müdahale ve tedavi konusunda uzmanlaşmış meslektaşımız var. Ne yazık ki koruyucu hizmetlerin geliştirilmesinde aynı ölçüde yol alınabilmiş değil. Ülkemizde hala insanlar değil silahlar konuşuyor.

Bugün yaşanılan travmalar ve bu travmalara müdahale edilirken kazanılan deneyimler ile nasıl bir psikososyal destek olmalı sorusunun yanıtında belki daha iyi bir noktadayız. Yine de bu desteğin ne şekilde organize edileceği sorusunun yanıtı, olumlu olduğu sanılan sorunlu yaklaşımları görerek ve ayıklayarak mümkün olabilecektir. Nasıl bir organizasyon, nasıl bir yaklaşım konularına ilişkin yol haritaları yeni deneyimler ile değişmeye açık ama kullanılmak üzere alet çantamızda hazır bulunmaktadır.

Bu zorlu deneyimler bizi ilk devre başvuru için güncel bilgilerin derlenmesi ihtiyacına götürdü. 2015-2017 yılları arasında psikiyatri kongrelerinde ve bu konuda yapılan travma toplantılarında deneyimlerimizi paylaştık. Kısaca birbirimizden öğrendiklerimizi tartışa tartışa yol aldık. Psikiyatride Güncel’in “Kitlesel Şiddet ve Toplumsal Travmalar Sonrası Ruhsal Müdahale” başlıklı bu sayısı 20 yıla yaklaşan bu ortak çabanın ürünüdür. Bu sayıda kitlesel şiddet ve toplu travmalara psikososyal müdahaleler ele alınacak, müdahalede izlenecek yol haritasının önemi ve yol haritasını belirleyen değişkenler tartışılacak, ruhsal sağlık ve psikososyal hizmetlerin organizasyon ilkelerinden bahsedilecektir. Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi’nin bu konuda bir kitap hazırlığına girdiği bilgisini de paylaşmak isteriz.

Psikiyatride Güncel adı üstünde en yeni bilgileri ve deneyimleri sunmayı amaçlar. Bu sayı hazırlanırken güncellik konusunda hiç güçlük çekmedik. Çünkü kitlesel şiddet olayları çok eskilere dayansa da, kitlesel şiddet olaylarının artışıyla, tüm dünyada bu alanda yapılan çalışmalar sistemli olarak 21 yüzyılda yazılmıştır. Kitlesel şiddet olaylarına müdahale uluslararası travma çalışmaları için de yeni bir alan. Bu sayı yerli ve millidir. Yazarlar yazılarını kendi deneyimlerinden yararlanarak yazmışlardır. Kuşkusuz gönül isterdi ki ne bu deneyimler olsun, ne bu yazılar yazılsın. Ne var ki gönlün istediği çok az oluyor.

Kitlesel Şiddet ve Toplumsal Travmalara Ruhsal Müdahale sayısında yer alan ilk yazıda, Cem Kaptanoğlu ve Ali Ercan Altınöz “İnsan Kaynaklı Kitlesel Travmatik Olaylar Ardından Gelişen Ruhsal Hastalıklar ve Durumlar”ı değerlendiriyor. Direnç, ruhsal dayanıklılık, travma sonrası büyüme gibi güncel konuları ele alırken, ortaya çıkabilecek ruhsal hastalıkları ve epidemiyolojik bilgileri de güncel yazının ayrıntılı bir dökümüyle ele almaktadırlar.

Ejder Akgün Yıldırım ve Nezaket Kaya “Travma Sonrası Psikososyal Dayanışma, Destek ve Hizmetlerin Düzenlenmesi” yazılarında doğal afet veya büyük felaketler sonrasında yaşanan zorluklar ve edinilen deneyimler, sağlık hizmeti ve psikososyal müdahalenin çoğul disiplinli örgütlenme modelleriyle kapasite geliştirmeyi tartışıyor. Ejder Akgün Yıldırım ve Nezaket Kaya’nın sözleriyle “Kitlesel yaşanılan travmalar insanın tek başına maruz kaldığı travmalardan bazı farklar içermektedir. Travmanın ortak yaşanılması, gereken yardımın kapsamını büyüttüğü gibi kaynak veya yardımın yetersizliğine bağlı ek zorluklar yaşamasına neden olmakta, travmanın tetiklediği yeni travmalar ortaya çıkmaktadır. Terör ve/veya savaş sonucunda kitlesel şiddete maruz kalan toplumlar bu incinmeyi gelecek kuşaklara taşıyabilir veya bir çatışma kısır döngüsü başlayabilir. Bununla birlikte ortak yaşanılan travma kişinin yalnız olmadığı, acının ve zorlukların paylaşılabildiği kısmen onarıcı bir ortam yaratır. Yaşanılan travma ve grup dinamiği verilerin ve ihtiyaçların analizi etkilenmiş gruba yapılacak psikososyal müdahalenin şeklini, kapsamını ve süresini belirler. Günümüzde risk azaltılması kriz yönetimine göre daha işlevsel kabul edilmekte ve öne çıktığı görüşünde politikacılar, ekonomistler, ruh sağlığı ve sağlık alanında çalışanlar uzlaşmaktadır. Afetlere/saldırılara önceden hazırlıklı ekiplerin yetiştirilmesini ve organizasyonların varlığını zorunlu kılmaktadır”. Derginin bu sayısının amacı tam olarak bu çabaya katkıda bulunmaktır.

Ayşe Devrim Başterzi, “Kitlesel travmalar sonrası akut dönemde ilk ruhsal değerlendirme ve müdahale” yazısında ilk günlerde bireysel yaklaşımı ele almaktadır. Risk grupları ve incinebilir grupların belirlenmesi, ilk görüşmelerde izlenecek insan haklarına duyarlı, etik ve yetkin klinik becerileri içeren değerlendirme sürecinin nasıl olacağı, kitlesel travma sonrası değerlendirilmesi gereken ruhsal durumlar ve özgül belirtiler ayrıntılı olarak güncel literatür ve mesleki deneyim eşliğinde ele alınmaktadır.

Psikososyal destek hizmetleri; birey, aile, grup ve topluluklar için psikososyal kapasite arttırma çalışmalarını içeren bütüncül hizmetleri tanımlar. Günümüzde psikososyal destek çalışmaları, afetler sonrası yürütülen insani yardım faaliyetlerinin ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır Psikososyal destek hizmetleri; birey, aile, grup ve topluluklar için psikososyal kapasite arttırma çalışmalarını içeren bütüncül hizmetleri tanımlar. Uzun vadede travmatik yaşantıların gelişmesi önleyebilen ilk günlerde kullanılabilecek bir sihirli değnek var mı? Neşe Direk ve Şahika Yüksel “Travma sonrası erken dönemde etkin tedaviler: Psikoterapi ve psikofarmakoloji” başlıklı yazıda farklı psikoterapi ve psikofarmakoloji uygulamalarını, akut/kronik etkinlik çalışmalarını gözden geçirerek bu soruya yanıt arıyorlar.

Zerrin Oğlağu, kitlesel şiddet olayları sonrası örgütlenme ve psikolojik ilk yardımı uygulamadan gelen donanımıyla ele almaktadır. Oğlağu “Kitlesel şiddet olayları sonrası örgütlenme ve psikolojik ilk yardım” yazısında afet sonrası ortaya çıkabilecek ruhsal sorun ya da bozuklukların önlenmesi, etkilenenlerin olağan yaşamlarına geri dönmesi ya da yeni yaşamlarına uyum sağlaması sürecinde örgütlenmenin nasıl sağlanacağı ve psikolojik ilk yardımı ele aldığı yazısı meslektaşlarımız için faydalı olacağını bildiğimiz bir yapılacaklar listesi ile sona ermektedir.

Kitlesel travmalarda bir yandan geniş bir gruba, hızla müdahale etmek hedeflenmekte, bir yandan da boyutları ve mekanı değişen bir ortamda çalışılmaktadır. Altan Eşsizoğlu ve Ferdi Köşger kitlesel travmalar sonrası kaygan zeminde etik, yasal ve adli psikiyatrik ilkelerine dikkati çekerken, iyi bir tanık olarak psikiyatristin mesleki rolünü de ele almaktadırlar.

İster insan eliyle ister doğal afetler sonrası travmatik deneyimleri olan kişilerle çalışmak çalışanları da etkiler ve zedeleme riski vardır. Yardım ederken işimizi yaparken kendimizi korumak zorundayız, peki nasıl koruyabiliriz? Travma çalışmalarının çoğul disiplinli olması gerektiği açık. “Yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres: Kuramsal artalan ve müdahaleye yönelik bir uygulama örneği” yazısının yazarları her zaman bir arada keyifle çalıştığımız klinik psikolog dostlarımız Ilgın Gökler Danışman ve Banu Yılmaz.
Son zamanlarda yaşadığımız kitlesel şiddet ve toplumsal travma olaylarında, zor koşullarda travma mağdurları ve yakınlarını kaybedenlerle Şebnem Korur Fincancı’nın dediği gibi ‘eylemli bir iyimserlikle yılmadan’ çalıştık. Derginin bu sayısının eylemli iyimserliği ile bu zorlu görevlerde çalışacak tüm meslektaşlarımıza fayda sağlamasını umut ediyoruz. Tüm yazarlarımıza ve Psikiyatride Güncel Dergisi Yayın Kurulu’na, ve bu zorlu çalışmalarda sahada görev alan ve alacak olan tüm meslektaşlarımıza içten teşekkürlerimizle…

Bu yayın için ilk yorum yapan siz olun.
 LookUs & Online Makale